Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

By ARKEOLOG "AMASYA ARKOOLOJİSİNE GENEL BAKIŞ"

 

 

AMASYA ARKEOLOJİSİNE GENEL BAKIŞ(1)06.01.2002

Romalı söylev ustası Ciceroya göre “geçmişten habersiz olmak demek her zaman çocuk kalmak demektir” Gerçektende aydın toplumlar bilinçlerini büyük çapta tarihe  borçludurlar. Arkeoloji ise tarihi ve geçmişin tanığı olan  kültür mirasını öğreten bir bilim dalıdır.

Anadolu uygarlıklar ülkesidir. Köylerimiz, kentlerimiz  höyüklerle ören yerleri ile  iç içededir. İlimiz Amasya’ da bu çok renkli ve zengin tarihsel çevrenin içinde  önemli bir konuma sahiptir. Oysa Amasya da  arkeoloji ve ören yerleriyle ilgili çalışmalarve yayınlar şaşılacak derecede azdır.  Bu web sitemizin Arkeoloji ile ilgili bölümünde elimizden geldiği kadar bu eksikliği gidermeye çalışacağız.  Bu bölümde Amasya Arkeolojisini anahatlarıyla  tanıtacağız. Sadece Amasya değil  Anadolu, hatta tüm önasya (kafkaslar, İran, İrak, Suriye, Filistin, Mısır, Ege Adaları, Kıbrıs)  arkeolojisi  ile ilgili sizlerden gelen soru sorularıda soru bölümünde cevaplamaya çalışacağız.

ESKİ TUNÇ ÇAĞINDA AMASYA:

Eski tunç çağı M.Ö. 3000-2000 arasında tarihlendirilir. Bu çağda insanoğlu bakır ve kalayı birleştirerek tunç’u bulmuştur. Bu yüzden de eski tunç çağı olarak adlandırılır. Eski tunç çağı; Eski tunç çağı I(M.Ö. 3000-2750),  Eski tunç çağı; II (M.Ö. 2750-2400), Eski tunç çağı; III (M.Ö. 2400-2000  olmak üzere üç evreye ayrılmaktadır.

Bu dönemde anadoluda merkezi bir devlet yoktur. Birbirinden bağımsız prenslikler vardır. Güney Mezopotomya da  sümerler, kuzey Mezopotomya da Akadlar, Filistinde Mısır etkili kültürler, İran da Elam ,Kafkaslarda transkafkasya, Ege adaları ve güney doğu  Avrupada ise  daha az gelişmiş Batı anadolu ile ilişkili kültürler yer almaktadır.

Amasya da merkeze  23-24 km uzaklıkta Mahmatlar köyünde Eski Turnç çağına Tarihlendirilen  bir toplu buluntu Açığa çıkartılmıştır. Köylülerden biri tarlasında çift sürerken  bir defineye rastlamıştır. Arkeologlar; Hamit Zübeyir Koşay ve Mahmut Akoy  burada bir kurtarma kazısı yapmışlardır. Buluntular arasında “1 altın testi, 1 altın meyvelik, bronz baltalar,  bir kap içerisinde 18 adet gümüş külçe(önemlidir), altından yapılmış olan gaga ağızlı testinin üzerinde repousse tekniğiyle yapılmış süslemeler yer almaktadır.  Testinin altın da ve üstünde svastika  motifleri bulunmaktadır, şerit kuplu olup yüksekliği 18,5 cm dir

Altın meyveliğin yüksekliği ise 25 cm olup üzerinde süslemeler yer almaktadır. Açığa çıkartılan baltalar ise 4 ana grupta incelenmektedir. Bu önemli eserler, Ankara anadolu medeniyetleri müzesinde teşhir edilmektedir,  bir kısmıda Amasya müzesindedir. Buluntular Eski tunç çağı son çeyreğine tarihlendirilir.

Amasya Suluova da  Başta Kümbettepe olmak üzere  Eski tunç çağına tarihlendirilen höyükler yer almaktadır, ancak araştırmalar yüzey araştırmalarından ileri gidememiştir.

Ankara anadolu medeniyetleri Müzesinde satınalma yoluyla intikal etmiş, Merzifondan geldiği düşünülen  bir grup madeni eser vardır. Bu eserlerin Merzifon civarındaki (Oymaağaç ve başka mezarlıklar) Eski tunç çağı mezarlıklarından geldiği düşünülmektedir, bu eserler (süs eşyaları, baltalar, silahlar, dinle ilgili malzemeler) kaçak kazılarda çıkartılıp müzeye satılmıştır.

Havzadan getirildiği  söylenen ve İstenbul Arkeoloji Müzesi  tarafından satın alınan  Tunç Silahların, iğnelerin,  özel bir kolleksiyondaki boğa koşulu tunç arabanın ve Tunç güneş kursununda Merzifon civarında bulunduğu tahmin edilmektedir.

Amasya müzesinde bu döneme ait tunç baltalar, hançerler ve mızrak uçları bulunmaktadır. Yurt dışı müzelerde  de bu bölgeden kaçak olarak gitmiş eserlere rastlanmaktadır.

Amasya eski tunç çağında çok zengin bir dönem yaşamıştır. Bu döneme ait bilgilerimizin çoğu kaçak kazılarda açığa çıkartılan buluntulara dayamaktadır. Yapılacak bilimsel araştırmaların bölgedeki birçok yerleşim  yeri, mezarlık ve buralardan çıkacak buluntuları Anadolu arkeolojisine  kazandıracağını düşünüyoruz. Bu araştırmalar Amasyanın turistik önemini Bir kat daha artıracaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz Amasya dan çıkan eserlerin  çok yakın benzerlerine, Alacahöyükte (çorum), Horoztepe de(tokat), Troia da (çanakkale), Eskiyapar da (çorum), kayappınarı da, kalınkaya da, İkiztepe de,  Rastlamak mümkündür.

Anadolu dışında; Güney Mezopotomya da, Ur kral mezarların da, Kuzey kafkasya da , maikop mezarlığın da ve İran da Benzer eserlere rastlanmaktadır.

Bu benzerlikler Eski Tunç Çağında, bölgeler arasındaki ilişkileri ve Amasya nın önemini kanıtlamak açısından önemlidir.

Amasya, Çorum, Tokat Bölgesi, ilk Anadolu metalurjisinin kaynağı ve atolyelerin toplandığı çevre olarak görülmektedir.  Bölge(Amasya, Çorum, Tokat) M.Ö Üçüncü Binin son çeyreğinde  Anadolu prensliklerinin en güçlü olanlarında biri tarafından yönetilmekteydi.

Bundan sonraki yazılarımızda Amasya arkeolojisini kronolojik sırayla incelemeye devam edeceğiz.

 GENEL BAKIŞ(2) 20.01.2002

Bundan önceki yazımızda eski tunç çağında Amasya"yı incelemiştik. Amasya nın milattan önce üçüncü binde Ön asyada ki önemini anlatmıştık. Bu yazımızda da M.Ö II. binde Amasya yı inceleyeceğiz.

 ORTA TUNÇ ÇAĞI VE GEÇ TUNÇ ÇAĞINDA AMASYA

Orta tunç çağı ve Geç tunç çağı M.Ö 2000-1200 tarihleri arasını kapsar Amasya nın bu dönemini anlatmadan önas yanın genel durumuna bir bakalım. Bu çağlarda Anadolu da ilk merkezi bir devletin kurulduğunu görüyoruz. Yine bu dönemde Anadolu yazıyla da tanışmış ve kendi yazısını geliştirmiştir.

 Mezopotomya da yazılı belgelerle de ispatlanan yoğun bir ticari ilişkiye girmiştir. Bu icari ilişkilerde Anadolu da olmayan tunç yapımında kullanılan kalay satın almış gümüş, dokuma ve benzeri maddelerde ihraç etmiştir.M.Ö 2000. in başlarında Orta Asya dan Ön  asya ya bir göç yaşanmıştır. bu göçlerle Anadoluya Hititliler gelmişlerdir.

Kuzey Mezopotamya Mitanniler, Güney Mezopotamyaya Kasitler, Mısıra, Hiksosar, Yunanistana, Eol,Arkat, göçleri olmuştur.Orta Tunç çağında ; Anadolu da Eski Hitit Devleti, Kuzey Mezopotamya  Eski Asur, Güney Mezopotamya da Eski Babil, Filistin bölgesinde Hiksos, İranda Eski Elam kültürleri vardır.Geç Tunç Çağında; Anadolu da Hitit İmparatorluk, Kuzey Mezopotamya da,  Mitanni, Ota Asur, Güney Mezopotamya da Kasit, Orta Babil, Filistin bölgesinde Mısır, Hitit, Mitanni kültürü etkileri, İranda Orta Elam, Mısırda yeni krallık dönemi, Yunanistan ve ege adalarında Hellas, Miken ve Minos kültürleri görülmektedir. Bu dönem MÖ 1190 yılında batıdan gelen deniz kavimleri göçü ile son bulmuştur.

Amasya da diğer dönemlerde olduğu gibi bu dönemle ilgili bilgilerimiz tesadüfü buluntulara ve çivi yazılı kil tabletlere dayanmaktadır. Hititlilerin en büyük düşmanlarından biri kuzeyde Karadeniz kıyılarında yaşayan göçebe Kaşkalar dır. bunlar sık sık başkent Hattuşaş(Çorum  Boğazköy) egemenliğindeki hititlilere saldırmışlardır. Hitit imparatorluk döneminde II Tutaliya nın oğlu I. Arnuvan da (MÖ.1440-1420) dönemi çivi yazılı kil tabletlerden örendiğimize göre Nerik (Kastamonu) fırtına tanrısına gönderilen kurbanlar yerine ulaşmıyor ve Arnuvan da  Kaşkalardan şikayetçi oluyor. Arnuvanda zamanında biraz daha güneyde Hakmiş (Amasya) kenti kuruluyor. Burda birde fırtına tanrısı tapınağı inşa ediliyor Hakmiş kenti aynı zamanda Maşat höyük gibi başkenti koruyan bir garnizon görevi de yapıyor.

Amasya da Doğantepe (zara) höyüğünden kerpiç yapmak için toprak alan köylüler tarafından bronzdan bir heykelcik bulunmuştur.(bakınız sitenin amasyanın tarihçesi bölümündeki resim) heykelcik  hititlerin baş tanrısı fırtına tanrısı Teşup a aittir. Burada  fırtına tanrısına ait heykelciğin çıkması ile buranın yazılı belgelerde geçen Hakmiş kenti olduğu anlaşılıyor.

Amasyanın bilinen ilk ismi "Hakmiştir". şu ana kadar Amasya ile ilgili hiçbir yayında Hakmiş ismini göremedim,  buda Amasya tarihi ile ilgili tarihi araştırmaların ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. Doğantepe höyüğü henüz kazılmamıştır. ilerde buranın kazılması ile yazılı belgelerde geçen  fırtına tanrısı tapınağı ve diğer saray yapılarının çıkması büyük olasılıktır. Ayrıca Maşathöyükte olduğu gibi yazılı belgelerde çıkacaktır. Buda Hitit tarihi ve ön Asya arkeolojisi açısından  son  derece önemlidir.

Amasya Merzifon civarında yapılan yüzey araştırmalarında da Hitit dönemine ait seramik parçalar  ele geçirilmiştir.Başkent Hattuşa sa çok yakın bir bölge olan Amasya da yapılacak sistemli  araştırmaların Hitit dönemine ait yeni yerleşmeleri ortaya çıkaracağını düşünüyoruz.

Yukarıda hakmiş kentinden bahsettik; Amasya ile ilgili yayınlarda Amasyanın bilinen ilk isminin "Amesia" olduğu geçmektedir. İlgililerin bu makaleyi okuduktan sonra gerekli araştırmayı  yaparak ilgii yayınlarda Hakmiş kentinden söz etmelerini ümit ediyoruz.   Makalemize "Mustafa  Kutlu" nun "Şehir mektupları"eserindeki şu cümlelerle son veriyoruz. "Şehrimizi tanımadan  Kendimizi, Birbirimizi tanımamız zor. hele sevmek büsbütün müşkül."

Aklınıza takılanları, merak ettiklerinizi  mail yolu ile sorabilirsiniz.