Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

TÜRK DESTANLARI ÜZERİNE İNCELEME

 
TÜRK DESTANLARI VE DESTANLARDA KULLNALAN MOTİFLER

Tanımı:Destan hakkında edebiyat ve tarih araştırmacılarınca bir çok tanım ortaya   konmuştur.  Bunlara  göre  destan: " Toplumu derinden   etkileyen tarihi ve sosyal  olayları anlatan  uzun manzum hikayedir".(1)

"Destan,milletlerin hayatında büyük yankılar bırakmış tarih olaylarının çağdan çağa değişmiş, ülküleşmiş ve say ısız  hayal  unsurları  takılarak tanınmaz hale gelmiş uzun manzum hikayesidir".(2)

"Destanlar, milletlerin Din fazilet ve milli kahramanlık maceralarının manzum hikayeleridir".(3) Destan  kelimesinin aslı farsça "dastan" dır.  Bu  kelime  dilimize ses ve anlam  değişikliğine uğrayarak girmiştir. Destan kelimesinin  dilimizde  genellikle  şu manalarda  "hikaye, kıssa, manzum kıssa, masal" kullanılmaktadır.

Ayrıca destan kelimesi,Azerilerde "dastan" Başkurtlarda "dastan, epos",  Kazaklarda "dastan", Özbeklerde  " dastan" Uygurlarda"riva- yat,dastan"olarak kullanılmaktadır. Asırlardan beri kahramanlık destanlarına  Kazak  Kırgızlarda "comak,cır",  Yakutlarda  "olongho"  Kuman Kırım ve Çağatay dillerinde "irteği,erteğü"kelimesi kullanılmıştır.

Nihal  Atsız'a  göre  ise  destan, "eski  zamanlarda   milletlerin başından  geçen  hadiselerin, halk  dilinde  edebi bir şekil almasıyla oluşan türlerdir".(4)

 Fuat Köprülü ise" destanların, milletin  maneviyatından, ruhundan,tarihi ve estetik varlığından kendi kendine doğmuş ortak verimler" olduğunu  söylemektedir.

"Zeki Velidi Togan, destanların  tarihi olayları tasvirden      çok,milletin yüksek milli duygularını aksettiren halk ebiyatı eserleri olduğunu,tamamıyla veya az çok tarihe dayanan bir ideal alemi  yansıttıkları  ifade  etmektedir."(5)

Destanların Doğuşu: Bir milletin  destanı  olabilmesi  için o  milletin tarihinde  bazı   şartların  bulunması  gerekmektedir. Bu  şartlar ki destan yapmada başlıca unsurlardır. Bu şartlar, N.S.Banarlıya göre:"Millet, halk hayalinin efsaneler  yaratmaya elverişli bulunduğu, en eski ve iptidai devirlerde yaşamış olmalıdır. "Ayrıca" O milletin tarihinde unutulmaz tabiat olayları,büyük savaşlar, göçler,  istilalar  yeni  coğrafyalarda  vatan  kuruşlar gibi halk hayat ve hafızasını nesillerce meşgul edecek hadiseler bulunmalıdır."(6)

Destan oluşması için,tarihi seyir içinde meydana gelen olayların halk'ı büyük bir şekilde etkilemiş olması gerekir Neticede halkın etkilendiği olayları kendi söylevleri  ile kuşaktan kuşağa aktarmaları ile destan oluşu-mu sağlanır. halkın içerisindeki  halk şairleri bu  olayları yazılı veya sözlü biçimde  alarak destan oluşumunu sağlarlar.(7)

Zeki Velidi Togan ,bir destanın oluşması  için belirli safhaları geçir- miş olması gerekir.Bunu da şöyle  ifade  etmiştir:"Öncelikle destanın  oluşmasına  tabii  olarak  meyilli bir  millet  veya  boy, çeşitli devirlerde zihinleri meşgul eden olaylar, maceralı bir toplumlum hayatı veya heyecan verici dini ve fikri hayat gelenekleri yaşar ve bütün bunlar, o toplumun  halk şairleri  tarafından ufaklı büyüklü destan parçaları halinde dile getirilir. Daha sonraki devirlerde , millet , ciddi medeni etkilere  kapılmamış ve bütün  milleti ilgilendiren yeni büyük sarsıntılar geçirmiş ise, bu son büyük olayın etrafında eski  destan  hatıralar  toplan -maya başlar. Üçüncü  safhada  toplumun bir bölümü , yüksek  bir  medeniyet  seviyesine  yükselir.Bu devirde,aydın bir halk şairi, millet  fertlerinin  zihinlerinde  bir  bütün şeklini almaya meyillenen milli destanı, belirli  bir plan  dahilinde tertip ,tanzim ederek ona yazılı bir şekil verir.(8)

TÜRK DESTANLARIN BULUNAN UNSURLAR

Türk destanları doğrudan  doğruya tarihi belge  niteliği taşımamakla birlikte tarihi bağlantılı yönleri vardır.

Destanları da kahramanlık unsurları ön plandadır. Kahramanlık, kendileri için değil ; millet için , din içindir. Destanda meydana gelen  olaylar bir  şahsın , kahramanın etrafında toplanır.

Türk  destanı  millidir .  Destanlarda  milletin   ortak değerleri ortaya konur.

Türk  destanları tarihte  başlarından  geçen, savaş, göç, kuraklık gibi etkili olaylara  dayanır.Bu  nedenlerden  dolayı Türk  destanları doğmuştur.(9)

Türk  destanlarında" nazım , nazım - nesir ve nesir"   teknikleri görülmektedir.   Kafiye yapısıyla  nesir  nazıma  yaklaştırılır.  Destanlarda geçiş yerleri nesir karşılıklı diyaloglar nazım şeklindedir. Destanlar saz şairleri tarafından müzik eşliğinde söylenirler.

Türk destanları ,kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılmıştır.

Türk destanlarında ,çeşitli zamanlarda etkilendikleri dinlerin tesirleri görülür.(10)

 

YUKARI

                        ÇOCUK EDEBİYATINDA DESTAN

Çocukların macera,tarih eserlerinden hoşlanmaya başladıkları çağ- da destanlar zevk alınacak  eserlerdendir. Çocuklar bu tip eserleri okumakla  kötü macera  eserlerinin etkisinden kendilerini kurtaracakları gibi, bu yolda kendi milletlerinin ya da başka milletlerin tarihini,hayat anlayışlarını, geleneklerini ,düşünüş tarzlarını  öğrenirler; milli  duygularla beslenirler.(11)

Çocuklara göre işlenmiş destanlar ve kahramanlık hikayeleri, serüven çağındaki çocuklar için çok ilgi çekicidirler. Böylelikle çocuklar anlamsız serüven masallarını merak edecek yerde  tarih bilgisini artıran özellikle milli  kahramanlarımızı ve  karakterimizi tanıtan esreleri okuyup yararlanırlar.(12)

Tarihten alınarak işlenmiş, hikayeleştirilmiş  konuları , tarihi   kahramanların serüvenlerini çocuklar severek okurlar. Bunların böyle olması için  bu  eserlerin ölçülü ve gerekli bir biçimde  değerlendirilmiş  olması gerekir.(13)

Destanlarda belli bir ulusun  veya  ırkın  üstünlükleri , belli kişilerin kahramanlıkları abartılı bir şekilde anlatılırsa  da yiğitlik, güçlü ve sürekli aşk ,acıma , yardımseverlik, yurt sevgisi, cesaret gibi motiflere geniş ölçüde yer verildiği için bu tür eserlerin çocuklar için önemi büyüktür.Çocuklar kendi kavrayış ve ilgi seviyelerine göre yeniden yazılmış ulusal destanları veya öteki uluslara ait destanlardan sadeleştirilerek alınan hikayeleri zevk ve heyecanla okurlar.(14)

Destanlarımızdan esinlenerek çocuklara yönelik ilk denemeleri veren Ziya Gökalp'tir."Alageyik ve Ergenekon" destanlardan esinlenerek yazdığı şiirlerdir.Ayrıca "Kızıl Elma ve Altın Işık" kitapların da bu yolda yazılmış manzumeleri vardır.

Hıfzı Tevfik  Gönensoy' da  Oğuz  Kağan  Destanını  çocuklar  için manzum olarak yayımladı.Bu eserde Hakan'ın Rüyası ve Halil ile Yıldız adlı destansı iki parça vardır.

Fazıl Hüsnü Dağlarca ,yakın tarihimizden esinlenerek ,destansı eserler vermiştir. Dağlarca’ nın bu konudaki eserleri şunlardır:"Üç şehit ler Destanı, İstiklal Savaşı Samsundan Ankara'ya, İstiklal Savaşı  İnönüler, istanbulun Fethi Destanı, Yedi Memetler, Çanakkale Destanı."(15)

 

YUKARI

 

TÜRK DESTANLARIN'DA MOTİFLER  

IŞIK:Işık destanlara semavi aydınlık veren bir ''dini-bedii''unsurdur

Destanların büyük kahramanların kadınları veya  anneleri  genellikle ilahi bir ışıktan doğarlar .(54)

Yaratılış destanında,tanrıya yaratma ilhamını veren Ak Ana ışıktan bir kadın hayalidir.Oğuz Kağan destanında ,Gün,Ay,Yıldız'ı doğuran Oğuz'un ilk  karısı  karanlıkta  mavi bir ışıktan doğmuştur. Oğuz'un ordularına yol gösteren kurt bir ışıktan doğmuştu.Oğuz'un çocuklarının adı Gün,Ay yıl- dız gibi ışıklı isimlerdi.Seçilen Buğu Han,Tuğla ve Selenge ırmakları arasında bir ağaç toprak üstüne inen semavi bir ışıktan doğmuştu.Türkler'in ''uçmak''dediği cennet'te bir ışık alemidir, Buğu kağan ın rüyalarına giren kız ışık şeklindedir.(55)

AĞAÇ:Ağaç,Türk destanlarında geniş yer tutmaktadır. Yaratılış desta nın da dokuz insan cinsini Tanrı,bunlardan önce yarattığı dokuz dallı bir ağacın gölgesinde barındırmıştır.(56)

Oğuz Han'ın Gök,Dağ,Deniz, isimli çocuklarını doğuran kadın, göl or-  tasındaki mukaddes bir ağacın  kovuğunda yaratılmıştı.Oğuz Destanı'nın İslamiyetten sonraki rivayetinde,yavrusunu ağaç kavuğunda doğuran kadının oğluna ''oyuk ağaç''manasına gelen ''kıpçak''adı verilmiş.

Göktürkler 400 yıl kaldıkları Ergenekon'un meyveli  ağaçlarını destanlarına işlemişlerdir.

 

YUKARI

MADEN VE MADEN İSİMLERİ: Türk  destanlarında  geçen  maden ve  maden isimleri ve bunların isminin Türkçe oluşu dikkat çekicidir.

Şu destanında ;hükümdar havuzunu gümüşten yaptırmıştır.Yine bu  destanda;Türk askerinin,İskenderin askerini kılıçla ikiye bölmesi ve ölen adamın belindeki kemerden altın dökülmesi bunun neticesinde Türklerin rin orada bir dağa Altın Kan (Altın Han)demeleri dikkat çekicidir.(58)

Oğuz Kağan destanında Oğuz canavarı demir çıda ile öldürmüş ve ala doğanı bakır okla vurmuş, Ayrıca milletine söylediği hitabede ''demir çıdalar orman olsun''demiştir.

Oğuz Kağan veziri Uluğ Türk rüyasında bir altın yay üç gümüş ok gör  müştü.Daha sonra bunları bulan çocuklar üç oklar ve boz oklar diye Türk boyu adları oldular.(59)

Türk destanlarını madenle en ilgili parçası Ergenekon'dur. Ergenekon Türkleri yıllarca maden işleyerek yaşadıkları yerin adıdır.Türklerin  Ergenekon'dan çıkmalarını sağlayan bir demirciydi. Buradan bir demir dağı eritilerek çıkılmıştır.(60)

BOZKURT: Türklerin ongun'u olan bozkurt, destanlarında,Türk'ün hayat ve savaş gücünü temsil eder.

Bozkurt, bu destanlarda Tanrı, Kurt,anne kurt,altın bayrak başlığı ve muhtemelen ordular önünde yürüyen Kurt adlı  kumandandır.Bu günkü Türkiye'de orduyu temsil eden''Mehmetcik" kavramının benzeri eski Türklerde Kurt'tur. Türkler  kendilerinin  bozkurt soyundan  geldiklerine inanmış ve Destan ve kahramanlarını bozkurt'a benzetmişlerdir. (61)

Kurt destanlarında merkezi rolü oynamaktadır. Göktürk hükümdar ailesi  olan ''Aşına'' ailesinin atası bir dişi kurt idi.  Avrupa Hunların' dan kaynaklar''Kuzey Kurtları''diye bahsetmiştir.

Kurt Türkçe'de diğer adı ''Böri'dir''.Kutlu Dağ efsanesinde kurt göç eden  halka rehberlik yapmıştır.(62)

Oğuz Kağan Destanın'da devamlı  işlenen konuysa Kurt'un Oğuz ve ordusuna devamlı yol göstericiliği yapmasıdır.

Göktürk Destanlarında Türkleri yok olmaktan annesi bozkurt olan bir prens kurtarmıstı. Bu prensin ilk oğlunun adı Türk ,Türk'ün on çocuğundan birinin adı "Asena" yani bozkurt idi.(63)

Bir baska rivayetle, sağ kalan tek Türk'ü bir dişi  kurt kurtarmıstır ve beslemiştir bunların izdivacından yeni Türk nesilleri oluşmuştur, bu evlenmeden doğan çocuklardan biri "Asena" idi .Asena atalarını unutmadığını belirtmek için çadırının önüne,bir direk üstüne altından bir kurt kafası koymustur. bu da Türk 'ün ilk bayrağı olmuştur.(64)

Türkler Ergenekondan çıktıkları zaman ilk hükümdarlarının adı"Börte  Çene"yani Bozkurt tu. (65)

Uygurların  türeyiş  destanında ,Tanrı,  bir  erkek kurt   şeklinde yere inmiş, Uygur  hakanının, Tanrılarla evlendirmek  istediği kızlarıyla evlenmişti. İnanışa göre Uygur nesilleri böyle bir evlilikten doğmuştu.(66)

KADIN: Kadının destanlardaki yeri sosyal  hayattaki üstün ve  muhterem yerinin aynıdır

Türk toplumun da, kadın bazen aile reisi,fakat daima evinin direği,erinin en vefalı arkadaşı.Türk çocuğunun annesi idi.

Bu nedenlerden dolayı Türkler Kadına büyük önem vermiş,destanlarda onu ilahi bir varlık , bir dişi tanrı gibi düşünmüşlerdir .

Yaratılış destanında Tanrıya insanları ve dünyayı yaratma fikri ve ilhamını "Ak Ana"bir kadındı

Oğuzun annesi Ay Kağan da mukaddes bir kadındı ,Oğuzun ilk karısı ışıktan, ikincisi ise ağaçtan doğmuş mukaddes kadınlardır

Destanlarda bu kadınlardan övgü ile bahsedilmiştir .Göktürklerin millet oluşunda "Anne kurdun" önemi bellidir ayrıca Buğu Hanın rüyasına   na giren  fikir ve ilham veren "nur ve ışık bakiresi" bir  kadındı.(68)

AT:Atıda kadın gibi, silah gibi namus bilen bir millet olarak  Türkler zafer  yolunda  uzakları yakın eden at'a büyük bir sevgi ile bağlanmışlardır.(69)

Orta Asya Türkçesinde ava gitmeye ve savaşa gitmeye "atlanmak" denirdi. Oğuz Kağan Destanındaki "Oğuz Kağan gazaba gelip onun üzerine atlamak diledi"gibi yürümek, savaşa gitmek sözü yerine "atlamak" denmiştir. Aynı destanda Oğuzun'un çocukluğu"At sürüleri güder, ata binerdi,av avlanırdı". Diye anlatılmıştır. (70)Destana göre Oğuz"alaca aygır ata binerdi". Oğuz at'ını çok  severdi. Birgün at kaybolmuş ve Oğuz buna çok üzülmüştür. Sonra onu karlı dağda bulup getiren kişiyi  bey yapar ve "Karluk" adını verir. Bu husus Türk destanındaki at sevgisinin ifadesidir.(71)

Göktürk vesikalarında atların savaşlarda savaşçılar gibi vazife gördüğü belirtilir.Kül Tigin ve Bilge kaan'ın mücadelelerinde at unsurundan ay rıca bahsedilmiştir.(72) 

Ayrıca  atların  kahramanlar gibi  vazife  alışları manas Destan'ında da dikkati çeken unsurdur. Manasın atının ismi Ak Boz idi.Türkler destanları- na konu olan atlarıda  isimlendirmişlerdir(73)

YADA TAŞI:Yada  taşı, uygur destanında, "yurt bütünlüğünü ve halk saadetinin sembolü" olarak bilinir. Bir  başka rivayettebu taş bir "yüzük taşı" dır.

Yada taşı hakkındaki bilgilere Cin ve İslami İran kaynaklarında rastla- nır . Buna  göre HakanTürk ile amcası Oğuz(Guz) arasında yada taşı yü- zünden uzun savaşlar olmuştur.Bu rivayette ,yada taşı hakimiyeti sağlayan bir  tılsımdır.(74)Bu taşla ilgili en dikkate değer hikaye Göç destanın- da geçer.Bir  Türk Hakanının, barış için, yabancılardan kız alma  uğruna yurdundan   bir taş parçasını feda etmesi  büyük bir felaket olmuştur.bu destandanda anlaşıldığı gibi vatanın en ufak bir taşı bile başkalarına verilme yecek bir vatan ve millet sevgisi sembolüdür.(75)

SU SEVGİSİ: Su sevgiside destanlarda işlenen dikkat çekici unsurlar- dan   biridir.  Yaratılış  destanında Tanrıya  yaratma  ilhamını veren kadın "su"  içinde görülmüştü.       

Şu Destanında Hakanın bulunduğu her yere su dolu gümüş havuzunu  götürmesi  ve  ülke kararlarını suya bakarak alması önemli bir unsurdur(76)

Oğuz destan'ında,Oğuzun evlendiği ve Gök, Dağ ve Denizin anası  suyun yani  gölün  ortasında bir ağaçiçinde doğmuştu.Oğuz Kağan halkına ve orduya hitap ederken"Daha Deniz, daha müren" seslendiği belirtilir.

Kıpçak Türkleri adını su geçerken yaptıkları kayık ve ağaç su kapları sayesinde almışlardı.(77)

Göç Destanında, Yada Taşını Çinlilere kaptıran Türklere en büyük ceza susuzluk olarak verilmiştir.Göç bu nedenle başlamıştı.(78)

Bir tarih boyunca büyük ve güzel sulara ulaşmayı ülkü bilmiş Türk Milletinin kalbinde su sevgisi ayrı bir yer tutmuştur .Bu sevgi destanlara ayrı bir renk katmıştır.(79)

AK  SAÇLI  İHTİYARLAR : Türk destanlarında  Hakanların akıl  danışıp öğüt dinledikleri, gün görmüş yaşlılar vardır.Bu yaşlılar ak sakallı, ak değ nekli,derin tecrübeye sahiptir.Bunlar genç hakanlara yol gösterirler.

Bu tipteki şahıslara ait örneğe Oğuz Kağan Destan'ında rastlamaktayız. Bu destan da Uluğ Türk adlı ihtiyar  vezir, Oğuz'a  söz dinleten bir şahsi- yettir.

Burada mühim olan,destanı söyleyen  halkın, hakanlarını, ak saçlı  vezirlerden  öğüd alan, devleti bilginlerin  tecrübeleriyle idare eden demokrat ruhlu şahsiyetler olarak düşünmesidir. Ayrıca bu destan  motifleri, bu dönemde Türkler  arasında  hükümdarlara  hocalık yapan  büyük  alimler bulunduğunu ve Türklerin böyle alimlere mükaddes insan gözüyle bakıp ilme değer verdiklerini gösterir.(80)

DESTANLARDA MÜSİKİ :Müsiki'nin Türk  topluluğun da her türlü  hayat hadiseleriyle  birleştiği adeta  hayatı  seslendirdiği görülür. '' Dini törenlerden  av  eğlencelerine, teke tek vuruşmalardan büyük      yük şavaşlara; doğum, ad  verme  törenleri,  ve aşk itiraflarına kadar her hareket, Türkler arasın da  kopuzlardan yükselen seslerle birleşir,onlarla coşkunlaşırdı.'' (81)

Şu Destanın'da  hükümdarın  otağı önünde ''Hergün 360 nöbet" çalınırdı. (82)   Müsiki, Uygur Destanına  da konu  olmuştur. '' Bir gece iki ırmak arasındaki ağacın üzerine gökten mavi bir ışık indi.Ağacın gövdesi gittikçe kabarıyor,oradan güzel müsiki sesleri geliyordu şeklinde destanda işlenmiştir. (83)

Bu konu Göç Destanında da  işlenmiştir.Yada taşının verilmesinden  sonra bütün herşey koro halinde ''göç,göç'' diye seslenmiştir. (84)

Türkler  müsiki  aletleriyle  çaldıkları bestelere ''Küg veya Kög''diyorlardı. ski Türkler arasında Kög  sayısı  senenin  günleri  sayısı  366'yı bulmuştu. Bunların hergün  biri çalınırdı. Türkler yüksek sesle terennüm ettikleri bestelere de ''dole '' ve ''ır'' diyorlardı.Terennüm ve teganni manasında ''ırlamak'' sözü bu kökten geliyordu. (85)

KOPUZ  : Türk sazları arasında  eski Türk müsiki sanatının milli sazı olmak derecesini alan alet kopuz'dur. Kopuz Orta Asya Türklüğünün en eski   zamanlarından beri vardır.  Kopuzun  ilk şekli kemençe  biçiminde, uzun  saplı, telli bir sazdır. Bu sazın parmakla, mızrapla ve yayla  çalınan çeşitleri vardır.

Türkistan'da Turfan yani Hoçu bölgesinde yapılan  kazılarda ele geçen Uygur minyatürleri, Uygur Türkleri arasında ayrıca   orkestra teşkilatı bulunduğunu  göstermiştir. Bu  orkestra sazları arasında ud'a benzeyen kopuz'da vardır. (86)       

YUKARI