Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

suwari007 web sitesindesiniz, suwari ile birliktesiniz
SUWARİNİN DEĞİŞİK ZAMANLARDA YAZDIĞI YAZILARI

®Amasya dan esen meltem yelleri
®Dağlar, dağlar; benim için kim ağlar
®Gezi yazıları (Akdağ gezisi)
®İYİ ADAMLAR İYİ ATLARA Binip gittiler

®SANCI NEDİR BİLİRMİSİN

®Şehidim sana ağlamayacağım

®Aşka dair Sitemdir ("Şaşıracaksın,)

®PEKİ BEN SENİ, SEVDİM Mİ

 

AKDAĞ ZİRVE GEZİSİ      

 

Hedef belliydi, Hedefi bir yıl önce yine Akdağ yöresinde bir kampta belirlemiştik. Şimdi gerçekleştirme zamanıydı. Bir çok defa Akdağ eteklerinde ki vadi ve yaylalara geziler yapmış  ve kaplar kurmuştuk, nereye gitsek oturduğumuz yerden görünen Akdağdı kısaca her durumda Akdağ manzaralı çadırlarımız olmuştu ama Akdağdan Manzara nasıl görülür bilmiyorduk kısaca Alem Bizi Seyrediyordu ama biz alemi seyredemiyorduk.

İtiraf etmek gerekirse gözümüz yükseklerdeydi alçaklar artık kesmiyordu neredeyse 4 yıllık bir kamp ve trekking tecrübemiz vardı. Ve bu tecrübeye dayanarak her yıl gün sayısını ve gideceğimiz yerlerdeki zorluk oranlarını artırıyorduk kamp eşyalarımız arasında artık ipler kancalar bulunmaya başlamıştı.

Gezi grubumuz tarafından karar alındı Zirveye çıkılacak bayrak ve flamamız zirveye Takılacaktı tarih belirlendi Ağustos ayının 10 unda zirveye gidilecekti hazırlıklarımızı ona göre düzenledik Tarih yaklaştıkça gezi ekibinde de fireler çoğalmaya başladı. Bence böyle bir olaya zaman ayırmak gereklidir. Hepimiz biliriz zaman çok önemlidir işimiz varsa bile işimizi daha önceden belirlenen böyle bir olaya göre ayarlamak mümkündür, Gidip kahvede kağıt oynamak, evde yatmak yada geyik muhabbetiyle öldürmek yerine başlı başına bir spor olan ayrıca insan ilişkilerine faydalı bedene spor yaptırırken ruhu dinlendiren yüzde yüz faydalı bir iş için harcanan zaman kıymetine göre harcanmış demektir.

 Arkadaşlarımız hep iş mazeretleri ile katılamayacaklarını beyan ediyorlar bizde sitem edip duruyorduk biz onları ikna etmek bitarafa dursun onlar bizi vaz geçirmek için uğraşıyorlardı. Karar kesindi bir kişide olsa zirveye çıkılacaktı. Hareket günü 7 Ağustostu ekibin dağıldığını ve iki kişi kaldığımızı öğrendik hareket gününü ertesi güne aldık ve 8 Ağustos da hareket ettik, dedim ya karar kesindi Gidilip zirveye çıkılacaktı.

Bir gün önceden bütün hazırlıklarımızı bitirdik 8 Ağustos sabahı güneş doğmadan yola çıktık Güneş doğarken Tafra köyü civarındaki Tafra belanı denilen yerdeydik yukarı köylerin Orak harman zamanı olduğu için Köylüler Orak tarlalarına gidiyor yada yeni iş başı yapıyorlardı her taraf hazan zamanı gibi sararmıştı yılın kurak gitmesi nedeni ile ağaçlar haricinde her şey sarı ve sarının değişik tonlarına bürünmüştü bazı harmanlarda patozlar kurulmuş sabah çiğinin kalkmasını bekliyor bazı harmanlarda da patozların artığı buğday saplarının posası samanlar güneşinde ışık yardımı ile birer soyut heykel gibi bir tarafı aydınlık bir tarafı karanlık siluetler halinde duruyordu şu dünya ne garip döngüler içerisinde işte buğdaylar birer tane iken yem yeşil çayırlara, daha sonra sarı başaklara ve yine tane haline dönmesi  ve geride her şeyi elinden alınmış  öksüz garip gibi sabahlara kadar bekletilen; o besleyip büyüttüğü taneleri insanlar tarafından kendileri de hayvanlar tarafından yenilen samanlar.

Tafra köyünün içerisinden geçtik, bu köyde, Köyden kente göçün kurbanlarından birisi tipik Anadolu köyü, Selam verecek kimseyi görmeden çıktık, köyün doğusunda bulunan iki dere geçtik Akdağın eteklerine ulaştık, Değirmendere yaylasını geçtik yaylada sessizlik hakimdi henüz sürüler gelmemişti koyun eğrekleri boştu.

Yöre köylülerinin çıplağın tarla dedikleri mevkiye geldik. Orman işletmesi için çam kozalağı toplayan işçilerinde kamp kurduğu bu yer  Akdağın güneyinde ağaç olmayan geniş ve birkaç su kaynağı bulunan hafifçe bir düzlük.

Kampımızı kurduk ve hemen kahvaltı hazırlıklarına başladık  10 dakika içerisinde kahvaltımız hazırdı, sahanda yumurta, bal, tereyağ ve çoban salata ile kahvaltı yaptık çaylarımızı içerken nereden tırmanacağımızı kararlaştırdık, biraz dinlendikten sonra sadece yürüyüşte ve zirve molasında ihtiyacımız olacak malzemeyi sırt çantalarına yerleştirdikten sonra belirlediğimiz istikamet doğrultusunda yola çıktık.    

Aslında tırmanışın fazla bir zorluğu yoktu yürüyüş haricinde tırmanma gerektirecek mesafeleri çok az ve yorucu olmaz diye düşünüyorduk ancak mesafe yükseldikçe yormaya molalar artmaya başlamıştı

Akdağın güneyinden başlayan yolculuğumuz doğusuna doğru yükselerek devam etti, zirve ile kocacık tepesi arasında tam olarak doğusunda omuz  diye tabir edebileceğimiz bir bölgede mola verdik ve buraya biz geldik deyi bir taş öbeği yığdık taşlardan birine de By PiPo tarafından tarih ve not düşüldü. Manzaramız çok güzeldi, bir tarafta Amasya, Boğazköy civarı, karşımızda TRT vericisinin bulunduğu kocacık tepesi diğer taraf da Akdağ yöresinin  Fazla bilinmeyen Ovacık yaylası, Karekese ve Aktaş köylerinin bulunduğu vadi vardı bu vadide çayırlar ve ormanlar arasında çok güzel bir şekilde  kıvrıla, kıvrıla  akan ve durucasu Köyünde Yeşil ırmağa katılan köye adını veren dere çok büyük sel gelmesi haricinde her zaman  berrak ve duru bir şekilde akar,  yükseklerde yaylalar  ve geniş meralar alabildiğine uzanıyordu , bulutlarla aynı mesafeye gelmiştik kendi başına birkaç bulut vardı ve burada çok güzel görünüyorlardı.

 Bir sigara içimi olan molamız bitti ve yürüyüşe tekrar başladık Bu noktadan sonra ağaçlar bitmişti Bir ardıç türü olan yörede Çoban yatağı denilen kısa geniş ağaçlardan başka ağaç yoktu.

Nihayet Akdağın düzlüğüne ulaştık, ve ben  hayretler içerisinde kaldım inanılacak gibi değildi şaşkınlığımı üzerimden atar atmaz incelemeye başladım  emin olun inanmakta hala zorluk çekiyorum beni şaşırtan şey kaçak kazıcıların burada da kazı yapmış olmalarıydı ve hakikatten insanlardan kalma tahminen roma dönemine ait çanak çömlek kırıkları ve bazı yontulmuş taşlar yüzeyde belli oluyordu. Tamam burada insanlar yaşamış olabilirler ama bu kaçak kazıcılar ne aramış burada, Hiçbir kayıtta burada yerleşim yeri olduğu geçmiyor, sadece yöre yaşlıları Yel değirmenlerinden bahsederler, yel değirmeni olabilirde mantıklı ama buradaki insan yerleşimi yel değirmeninden öte. Ve biz bunu keşfetmiş olduk.

Ağdağın doğusundan düzlüğe ulaşmıştık Batı istikametinde yürüyerek ve dağın tepesindeki düzlüğü boydan boya katederek dağın Batısındaki zirve noktaya ilerledik. Diğer yüksekliklerle kıyaslayarak zirveyi tespit ettik ve mola verdik.

Zirve noktası Doğudan batıya doğru uzanan bir çizgi halinde taş yığınlarından oluşuyor genişliği 2 metre bir taraf tafra köyü ve Suluova diğer taraf Derinöz vadisi ve tam Seyfe köyünün Karşısı, köy uzaktan o kadar güzel görünüyor ki eğer hava biraz temiz olsaydı çok güzel resimler alacaktık bu yazıya eklediğim resimler kamera görüntülerinden aldıklarım ve bu nedenle piksel ayarları iyi değil, bu arada  ben kamera çekimi yaptım ByPiPo ise fotoğraf çekimi yaptı.

Zirve Direğimiz için 1 metre yüksekliğinde  bir taş yığını yaptık ve direğimizi diktik direkte final reklam tarafından hazırlanan flamamız ve bayrağımız vardı, bu flama üzerinde bu zirveye katılacak en son 3 kişinin adları yazıyordu ancak son anda 3. kişi flama hazırlandıktan sonra vaz geçtiği için adı bulunmaktadır neyse oda zirveye rüyalarında çıkar.

Sırtımızı kayalara yaslayıp hafif bir öğle yemeği yedik çayımızı içtik zirve defterimizi yazdık ve gömdük

Mutluyduk daha yüksekte kimse yoktu ALLAHDAN başka

Mutluyduk bir işe, amaca karar vermiş ve başarmıştık,

Mutluyduk insanların neden dağların tepesinden değil de etrafından dolaştıklarını anlamıştık,

ByPiPo tabiriyle Dağlar nazlı kızlara benzerler  ve biz bu nazlı kızı ikna etmiştik,

Mutluyduk Bu dağın etrafı dumanla kaplı olduğu zaman herkes gibi bakıp geçmiyecektik çünki hemen 20 metre aşağıda zirvenin tafra yaylası tarafında ki çam ağaçlarının fırtınadan nasıl sesler çıkarttıklarını nasıl rüzgara boyun eğdiklerini kısaca bu dağın başında ne türlü belalar var biliyorduk.

 Mutluyduk Akdağı anlamıştık  yükseklerden bize nasıl bakar bizi nasıl görür ne düşünür öğrenmiştik.

Zirvenin keyfini Çıkarttıktan ve Bir daha görüşmek üzere vedalaşıp dönüş yolculuğuna başladık dönüşümüz gecikmeli olacaktı dağın her tarafını gezme kararı almıştık ve zaman alacaktı çünkü 1 kilometre kareden büyüktü.

Akdağın zirvesine çıkması da zor ayrılması da nedendir ayrılmak zoruma gitti nihayet ayrıldık, Sönmüş volkanik dağ olduğunu kanıtlayacak krater ağızlarını gezdik emin olun insan düşünüce ürküyor çünkü bir daire gibi belli olan krater ağızlarındaki taşlar bile ayakta yada bize öyle geliyor krater olmayabilirde sadece okuldan öğrendiğimiz Akdağın  volkanik dağ olduğu. İniş için belirlediğimiz yere geldiğimizde biraz mola verdik ve manzarayı seyreyledik, ve inişi başladık.

İniş yolunun ve inişin tırmanıştan daha zor oluğunu öğrendik çok dikkat isteyen bir  yürüyüş yaptık, her taraf taş ve kaya parçaları ile döşenmiş vaziyette toprak hatayı affeder ama taşlar asla affetmezler, ayağınız kaydı düştünüz, sorun değil en fazla kafanızı bir kayaya çarparsınız ama durabilirseniz. Ve güney yamaçlarında iple bağlı olmadıktan sonra durma şansı yok gibi, kazasız belasız inişi bitirdik.

 Kampımıza geldiğimizde ilkindi civarıydı civarı diyorum çünkü saate bağlı kalmamak için saat kullanmadık,

Kampımızı toparladık eşyalarımızı yerleştirdik ve aracımızla yavaş yavaş geldiğimiz yola girdik. Geldiğimiz yola girmemiz için belli bir süre arazide ilerlememiz gerekiyordu. Yola girdik ve bir süre ilerledikten sonra Akdağı seyreylemeye başladık ilginç bir şey biz yukarıdayken Akdağ veya herhangi bir dağ yoktu. Ama şimdi koskoca bir dağ var karşımızda ama artık tanıyoruz onu yüzümüzde tebessümle bakıyoruz.

Yaylada hareket var sürüler otlamak için meraya gidiyorlar, köpek sesleri, kuzu ve koyun sesleri, çoban ıslıkları duyuyoruz fotoğraf çekmek için durduğumuzda, aracımız yürüdüğünde köpeklerle yarış yapıyoruz,

Orak tarlasından dönen köylülerle selamlaşıyoruz, patozlar harmanlarda gürül gürül sap öğütüyorlar, ve samana büyüttüğü tanelerinden ayrılık düşüyor ve patozun rüzgar pervanesinden savrulup gidiyor.

Aracımız tozlu yollardan kıvrıla kıvrıla iniş aşağı köyler  geçe geçe ilçeye doğru ilerliyor.

İlçede akşam olmak üzere ve herkes kendi telaşesinde. Yaşam devam ediyor