Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

By PiPo Güncel değerlendirme yazıları (2001)

 

İTİRAF ETSEM BEN ADEMOĞLUYUM DİYE SEN DE DERMİSİNKİ BENDE ADEMİM DİYE

İtiraf etsem.... Son nefesinde ; bir Ademoğlu gibi.... Bir bilsen ne suçlar işledim ben.... Ben itiraf etsem, sen başın ellerinin arasında, dinlesen de, kim olduğumu bilmesen.

Geceleri, gündüzleri değil, asırları kovaladım. Her suçumda adım değişti. Ama hepsi bendim. İlk suçumda adım, Kabil’di yeryüzünde. .. Öncesini bilmezsin. Sonradan kabilelerim oldu benim. kardeş katli ile başladım işe. Sonra kardeşlerim kardeşlerini katlettiler. Sebeplerim çoktu; bir köleyken, açtım her şeye .. ben bir kralken hırslarım oldu .. kıtaları aştım ; sayamadım; Gövdelerden düşen başları...Bütün bunlar Aristo’nun dediği gibi “ya zafer , yada hiçti “ Salih peygamberin devesini benden sorun; çeşme başında. Musa’nın Firavunu oldum, yeni doğmuş bebekler korktu benden, büyücüler kurtulamadı çapraz kesilmekten. Cezalar yağdı şehirlerime, geceli gündüzlü. Kurtulamadılar yeryüzünden silinmekten.

Babil’de iki meleği yoldan çıkaran bendim ... insanlığımı bulaştırdım onlara... İnsanlığım; yeryüzüne dağılırken anlamamak için birbirini, Onlar; kıyamete kadar karanlık bir kuyuda, bütün saatlerin sarkacı olarak, baş aşağı sallanıyorlar.

Bir zamanlar adım; Yahuda’ydı, Üç kuruşa sattım Romalılara Mesih’i ... Dikenli telden tacını eksik etmedim. Beni kurtarmaya gelenin başından. ... Tufandan öncesi ve sonrası vardı, ama ben hep aynıydım. Bazen de Habil oldum, kardeşlerim katletti beni.

Kuyulardan çıktım, satıldım , Züleyha için Yusuf oldum, soylu, narin parmaklar incindi güzelliğimden. Ateşler su oldu, kor ateşli odunlar balık oldu bazen, gül bahçelerinde. Güneş mermer zeminlere hançer gölgesi düşürürken; Brütüs’tüm “öyleyse öl Sezar “ diyen. O harmanisiyle başını örterken, görmemek için , gölgelerimiz kaçıyordu Roma dağlarına. Roma’yı bir şarkı için yakarken adım Neron’du. Roma’yı yakan aslında şehvetimizdi bilmiyorsun... Pompei gibi... “Qui vadis dominion”(nereye gidiyorsun efendim) derken ; havari Peter’dim. Parçalanan bedenlerimle aslanlara yem olduğumda; arenalarda adımı unuttum. Son kez Güneş doğduğunda... kötülükler kaybolsun diye, belki Hamza belki Ömer’dim. Kıtalara atlarken gemiler yakan; Tarık Bin Ziyad. 

Zaman yavaşladı belki... Bir avucum göğe bakarken, bir avucum yere, adıma Mevlana dediler. .. Herkesi çağırdım davetime. .. Şems’i göndermediler... onu kıskanan başka bir ben vardım.

Adalet taşıyan kılıçlarda adım Fatih’ti belki. Çağlar değişti ben değişmedim Kitaplarımı saklarken kiliselerin loş dehlizlerinde, Gün ışığın da Galile’yi yargıladım. Kalabalıklarda daha da çoğaldım . Fransa’da ihtilalde, giyotinle başımı uçuranda bendim. Sepetlerde kafalar biriktirdim günlerce.

İki boyutta , renkler arasında, kendimi ararken bazen Picasso , bazen hayatın kenarında Van Goh. Taşa ruhumu kazırken Mikelangelo,  Mona Lisa’ yı gördüğümde  Davinci oldum, deham zirveye ulaştı.

Ne kadar çok adım var benim bir bilsen... Dünya savaşını çıkaran, o tek kurşunu sıkan .. milyonlar öldüren O gözlere baksaydınız; beni görecektiniz Cinnet geçiriyordum , cinnetimi tarih diye yazdılar. .... Sen benim ne kadar yufka yürekli bir katil olduğumu bilmezsin ...Bir kalp kırmaktan imtina ederken ; Bir cinayete gösterdiğim itinayı anlayamazsın. İşgal ettiğim kıtalarda ; hediyeler verdim düşmanlarıma, çiçek virüsü taşıyan battaniyelerden..... Öldürdüğüm Kızılderilileri sen bilmezsin; onlar zaten öleceklerdi. .. Çöplüğe çevirdiğim Afrika’da açlıktan ölen çocukların son lokmasını çalan bendim, sanayileşmek adına ... Bugün buradayım ama, gece arka sokaklarında dünyanın .. Bir dolar için sayısız cinayet işleyen benim. Tanklarla Filistin sokaklarını ezerken, kurşunlara hedef babasının arkasına saklanmış o çocukta bendim. Bütün mahvolmuş hayatların sebebi de ben. Sebeplerimin nedenleri var, nedenlerimin de sebepleri ... anlamsız paradokslar... Bazen sırta saplanan bıçaklarda parmak izim vardı, bazen havadaki adres bilmez kurşunu gönderen tetikte, Bazen meydanlarda , afişlerde.

Kuleler yıktım şeytanın aklına gelmez fikirlerle. Savaşlar icat etmekte üstüme yoktur. Sudan sebeplerle .. Yine başardım çöllerde ölen ve öldüren olmayı... Umut çalan yankesicinin elleriydi benim ellerim. O eller taşlara ruhumdaki güzellikleri kazımışlardı. Gün batımların da şiir yazan ellerimdi onlar.  Gül yetiştiren ellerimle ne boğazlar sıktım... Gözümdeki anlamsız bakışlardan tanırsınız beni; Zaman çabuk olmaktı; bilgisayarlara, makinelere, füzelere, bombalara verdim beynimi. Sadece atom parçalanmadı, aklımda parçalandı tarihin sonunda İtiraf ettim ya suçlarımı. hepsini ben yaptım... ben Sevdiğimi defalarca söylesem  tekrar söylesem  ve tekrar telafisi yok mu bu geçmişin. Ne kadar da az sevmişim. ve ne kadar az . az sevgilerim olmuş,