|
“İyi Adamlar iyi atlara bindiler ve gittiler “
Evet iyi insanlar
iyi atlara bindiler ve gittiler geriye; iyi at bulamayıp kötü Atı da
kendine yakıştıramayan iyi insanlar, kötü ata binip gitmeye çalışan iyi
insanlar, kötü atla gitmeye çalışan kötü insanlar kötü at dahi bulamayan
kötü insanlar kaldı
İyi at bulup
giden insanlar şanslıydı onlar; Küheylan kişnemeleri, kılıç kıvılcımları,
barut kokuları, nal sesleri, kanlı ayaklarıyla koşanların ayak sesleri,
delilikten öte gayret haykırışları, zafer çığlıkları, ölüm ve ızdırap
feryatları arasında o ışınlanma çizgisini boyut değiştirerek geçip
gittiler...
Geride bu
hengamede kendisi yerine iyi atını gönderen iyi insanlar kaldı... o iyi
insanlar geride kalmanın utancını günün o saati, o anı geldiğinde her gün
yaşadılar. Onlar talihsizdiler, burada kötü insanların arasında yaşamak
zorundaydılar. Sayıları da azdı, gün geçtikçe de azalıyordu. Kötüler akşam
güneşinin üstüne Gece düşer gibi çoğalıyorlardı. Onlar gece karanlığı
üstüne tanyeri ışığı gibi çoğalmak, bu günleri yaşamak için çok mücadele
ettiler. Ama sayıları bu mücadelelerde azaldı ve dünya kötü insanlara
kaldı.
İyi insanlar
kötülerle her zaman mücadele ederler. Bu olay dünyada insan nesli var
oldukça devam edecektir.
Bu iyi insanlar
kimler, neden iyi ata binerler, neden iyi insanlar iyi atlarla gıpta
edilen bir yere giderlerde geride kalanlar üzülür.
Düşünün biraz,
hayal kurun;
Bir savaşa
giriyorsunuz, elinizde silahınız! Yada durun biraz! Çanakkaledesiniz!
mevzide yada siperdesiniz vatanınız uğruna dininiz uğruna, milletiniz
uğruna savaşıyorsunuz, komutanınız Mustafa Kemal be görüyorsunuz sizden
bir önceki siperden çıkıp düşmana saldıran arkadaşınız şehit oluyor. Daha
dün akşam onunla karavanada tozlar içerisinde kuru ekmek paylaşmıştınız
gözünüzün önünde dilinde kelamı kadim “gözlerinizin önünde düşüyor yere
kanlar içinde”! Yeni bir emirle sağınızdan solunuzdan arkadaşlarınız sizin
olduğunuz siperden ileriye doğru fırlıyorlar sizde fırlayacaksınız
“biliyorsunuz” biraz sonra “sen de vurulup düşeceksin” ve senden sonrakine
sıra gelecek. Ve eğer düşersen ne vatanın bekasını ne milletin sefasını
nede dinin devamını göreceksin.
Ne anana ne
babana nede evladına bir daha sarılamayacaksın, o ellerden sakındığın
biricik sevdiğine eller hor davranacak kısaca ellere kalacak, o çok
özlediğin tarhana çorbasını bir daha içemeyeceksin, arkadaşlarınla
düğünlere gidip halay çekemeyeceksin, ya kısaca uğruna savaştığın tüm
değerlerden yoksunsun birisi hariç oda inandığın dinin sana verdiği
“şehadet” rütbesi.
İşte bizim iyi
insanlarımız onlardı. I. Dünya savaşının her cephesinde ve bu savaşın en
vicdansız, acımasız geçtiği çanakkalenin her bölümünde, Büyük istiklal
mücadelesinde bu “iyi insanlar iyi atlara bindiler ve gittiler” neden
biliyomusun bizlere şu yaşadığımız güzel hayatı bıraktılar. Peki bizler bu
insanların kıymetini biliyormuyuz... sakın haaa yalan bir fatihayı bile
çok görüyoruz... hadi oku bakıymmm. El fatiha
MUSTAFA KEMAL
çanakkale savaşlarını anlatırken şöyle diyor “ bir önceki siperden
çıkanların yere düştüğünü görerek bir sonra siperden çıkacaklar onların
yerini alıyordu, bilenler ezbere kur’an okuyor bilmeyenler ellerinde
mushaflar okuyarak ilerliyorlardı” ve Conkbayırında yine MUSTAFA KEMAL
askerlerine “ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyerek ricat
eden askerleri düşmana hücuma kaldırmış ve savaşın kaderini değiştirmiştir
bu konuyu sonraki yazılarımda liderlik bölümünde işleyeceğim
Aslında ben
dünyadan örnekler vererek yazıya devam etmek istiyorum ama beni öncelikle
kendi tarihim ilgilendirir bu sebeple kendi tarihimize devam edelim daha
sonra dünyadan örneklerde vereceğim.
İyi insanları;
düşünün çevrenizde gördüğünüz çıkarınız gereği iyi veya kötü diye
sınıflandırdığınız insanları düşünmeyin, kim sizin tavuğunuza kış derse
kötüdür, demezde birde sizin tavuğunuza yem verirse ondan iyisi yoktur, bu
şekilde değerlendirmeyin o sadece sizin iyi insanınızdır. Benim değil
başkasının da değil birine iyi ötekisine kötü olabilir.
Gelin biz ortak
paydamızdan yola çıkarak, kimsenin kötü diyemeyeceği iyi insanlardan
bahsedelim, yukarıda bahsettim ya; kim kötü diyebilir o insanlara, beni
birazcık olsun anladın değil mi.
Şu devir da kaç
insan başkaları için kendisine ait bütün değerlerden vazgeçer, kaç kişi
kendi yaşamayacağı güzel hayat için kendi canını verir. Var değil mi
Kıbrıs ta, doğuda “MEHMETCİKLERİMİZ, POLİSLERİMİZ” Hala can veriyor.
Askerlerimiz ve polislerimiz hala bu uğurlarda görev yapıyor, normal
vatandaşlarımız arasında da var elbet bu uğurda gözünü kırpmadan can
verecekler, işte bunlar kalan iyi insanlar, dedik ya başkaları uğruna her
şeyini verenlerdir iyi insanlar.
Ama sayıları
gittikçe azalıyor dünya düzeni eritiyor iyi insanları biz iyi insanların
çoğunu 1910 dan 1923 e kadar süren savaşlar da kaybettik. Kalan iyi
insanlarda bize yepyeni bir devlet kurdular ama sayıları azdı. Çoğaldılar
çoğalmasına ama kötü insanlar hiç azalmadan devam ettiler. Çünkü onların
başkaları için verebilecekleri hiçbir şeyleri yoktu. Koskoca bir millet
aradığı lideri bulup özgürlüğü için mücadele ederken bile onlar
rahatlarını bozmadılar. İyi insanlar zaferi kazanıp yeni devleti kurunca
onlar aynen yaşamaya devam ettiler olan giden iyi insanların geride kalan
yakınlarına ve o yıllar süren mücadelelerden kimi yaralı gazi kimi yarasız
gazi olarak “atsız kalıp gidemeyen iyi insanlar”a oldu gene mücadele
etmeleri gerekti çünkü onların sayısı azalmış kötülerin sayısı çoğalmıştı.
Bu gün iyi
insanlar hala başkaları uğruna hatta bu kötü insanlar uğruna bile her
şeylerini feda ediyorlar.
O kötü
insanlarsa zevki sefalarda yaşayıp bu memleketi sömürüyorlar. Bu kötü
insanlardan hesap sormak için; iyi insanların bir lidere ihtiyacı var.
Yoksa sayıları çok azalacak... cokkkk |